Perşembe , Haziran 22 2017
Ana Sayfa / Şirket Haberleri / Yeni Zelanda Türkiye ile işbirliği arayışında

Yeni Zelanda Türkiye ile işbirliği arayışında

Tarımda Yeni Zelanda Modeli ana hatlarıyla ele alındığında Türkiye’nin bu modelden alabileceği önemli unsurlar var. Yeni Zelanda yetkilileri de tarım konusunda Türkiye ile işbirliği arayışında olduklarını her fırsatta dile getiriyor.

Kuzey Yarımküre’de yer alan Türkiye ile Güney Yarımküre’de olan Yeni Zelanda’nın iklim koşulları başta olmak üzere çok farklı koşulları var. Coğrafyası, nüfus yapısı, tarıma bakışı, politikaları çok farklı. Bu nedenle tarımda Yeni Zelanda’nın modelini alıp Türkiye’de bire bir uygulamak mümkün değil. Ancak bazı alanlarda işbirliği yapılabilir. Hayvan ıslahı, genetik çalışmalar, hayvan kayıt ve takip sistemi, teknoloji, çiftlik yönetimi gibi alanlarda bu modelden alınacak çok şey var. Yeni Zelanda’dan bir heyetin Türkiye’ye gelmesi, Fieldays’de Türkiye’ye yönelik özel seminer düzenlenmesi işbirliği için atılan ilk adımlar oldu. Bunun devamı mutlaka gelecektir.

Tarımda Yeni Zelanda Modeli ana hatlarıyla ele alındığında Türkiye’nin bu modelden alabileceği önemli unsurlar var. Yeni Zelanda yetkilileri de tarım konusunda Türkiye ile işbirliği arayışında olduklarını her fırsatta dile getiriyor. Bu amaçla daha önce Türkiye’yi ziyaret eden heyetin izlenimleri, bizimde içinde olduğumuz bir heyetin Türkiye’den Yeni Zelanda’ya davet edilmesi ve Okyanusya’nın en büyük tarım fuarı Fieldays’de düzenlenen “Türkiye’de Tarım ve Yatırım Olanakları Semineri” bu konudaki çabaların samimiyetini gösteriyor.

Fieldays’de düzenlenen Türkiye paneli özellikle hayvancılık sektörü temsilcilerinin ilgisini çekti. Birlikte Yeni Zelanda’ya gittiğimiz Ata Holding Koordinatörü Tuncer Köklü ve Ata Sancak Tarım İşletmesi Genel Müdürü İsmail İlker Kocaer bazı alanlarda işbirliği yapılabileceğini söyledi.

Fieldays’de düzenlenen ve Türkiye ile işbirliği olanaklarının ele alındığı özel seminerde nisan ayında Türkiye’ye gelen heyette yer alan Yeni Zelanda Milano Ticaret Ataşesi Ann Clifford, Türkiye’nin son 15 yılda önemli gelişmeler kaydettiğini söyledi. Clifford, “Ekonomisi büyüyen Türkiye, aynı zamanda Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip. Jeopolitik olarak Asya ile Avrupa arasında. Tarımda büyümesi için çok büyük potansiyel var. İşletmeler çok küçük. Fakat büyük Yeni Zelanda’ya birlikte gittiğimiz Ata Holding Koordinatörü Tuncer Köklü, gezimizin son gününde izlenimlerini ve iki ülke arasında yapılabilecek işbirliği ve Ata Grubu’nun yapmak istediklerini maddeler halinde şöyle sıraladı: olanlar da var. Türkiye ile Yeni Zelanda arasında işbirliği için önemli fırsatlar var. Türkiye’de yaptığımız incelemeleri de dikkate alarak Yeni Zelanda, teknoloji ürünlerini,sağım üniteleri satabilir” dedi.

80 milyonluk büyük pazar

Yeni Zelanda Tarımsal Ticaret Özel Temsilcisi Mike Petersen ise konuşmasında Türkiye’nin 80 milyon nüfuslu büyük bir pazar olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: “Türkiye’de süt fiyatı çok düşük, et fiyatı çok yüksek. Et ve sütte gümrük vergileri çok yüksek. tarımda ve gıdada Avrupa ile iyi ilişkileri var. Yeni Zelanda olarak bizim de ilişkilerimiz çok iyi. Biz Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olmasını istiyoruz. Şimdi İngiltere ayrılacak görünüyor. (O zaman referandum henüz yapılmamıştı) Yerine Türkiye kabul edilsin. Hayvancılıkta, Avrupa’dan ve Amerika’dan Türkiye’ye genetik transfer yapılıyor. Bu bize bir avantaj sağlıyor. Çünkü biz onlardan daha iyiyiz. Türkiye’de küçük işletmeler yaygın. Bu belki bir engel olarak görülebilir. Fakat, Türkiye’ye daha çok giderek ve oradan daha çok kişiyi ülkemize davet ederek birbirimizi tanıyarak, anlayarak işbirliği yapabiliriz. İlerde işçilerin değişimi, veteriner hekimlerin değişimi, eğitimi olabilir. Türkiye’de Yeni Zelanda firmalarına karşı büyük saygı ve güven var. Türkiye ile iş yapmak istiyorsanız, oraya gidin ve görün. Gidince göreceksiniz çok büyük fırsatlar var.”

Şirketler için fırsatlar ülkesi

Yeni Zelanda Ticaret ve Kalkınma Ajansı Tarım ve Hayvancılık Masası Müdürü Paul Vaughan, Türkiye’nin dünyadaki 9.büyük süt üreticisi olduğunu, Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki çiftliklere destek sağladığını (IPARD projesini kastediyor) belirterek, “Ama küçük işletmelere destek oluyor. Büyüklere olmuyor. Türkiye süt sektörü çok rekabetçi değil ama bir bölümü ihraç ediliyor. Süt kalitesi fena değil, ama daha iyi olabilir. Bizlerin küçük çiftliklere değil, büyüklere gitmemiz gerekiyor. Yazılım programları, hayvanların genetiği, teknolojileri yenileme, genetikte yenileme olursa ve bu alanda ilerleme sağlanırsa peynirde ve diğer ürünlerde daha başarılı olabilirler. Çünkü süt kalitesi artacak. Isıtma teknolojisine bakılabilir. Kışın çok soğuk, yazın çok sıcak. Çiftliklerin çizimi, dizaynı çok önemli. Et fiyatı yüksek ve siyasi sonuçlara neden oluyor. Türkiye meyve ve sebze üretiminde çok önemli bir ülke. Türkiye’den çilek ithalatı yapan bir firma var. Bunların sayısı artırılabilir. Yeni Zelanda şirketleri için Türkiye çok önemli bir pazar” diye konuştu.

Arazi alıp çiftlik kurmak zor

Ata Sancak Tarım İşletmesi’nde daha önce danışman olarak çalışan David Densley, Türkiye’de her yere gittiğini belirterek şöyle dedi: “Bu ülkede yatırım yapmak için öncelikle samimi olmanız ve kültürünü iyi bilmeniz gerekiyor. Türkiye’de ikili bir yapı var. Büyük çiftlikler ve aile işletmesi küçük çiftlikler. Hayvancılığı kontrol eden bir devlet yapısı var. Ben Türkiye’ye gidip arazi alıp çiftlik kuracağım derseniz bu çok zor.”

Bilgi paylaşımı sağlanmalı

Ata Sancak Tarım İşletmesi Genel Müdürü İsmail İlker Kocaer ise Yeni Zelanda ile Türkiye arasında çok farklı bir yapı olduğunu söyledi. Kocaer bu görüşünü şöyle açıkladı:

“Burada hayvanlar 12 ay merada otluyor. Türkiye’de böyle bir olanak yok. Hem çim, ot çok az hem de iklim koşulları gereği sadece nisan-ekim döneminde kırsalda, köylerde hayvanlar meraya çıkarılıyor. Büyük işletmelerde bu söz konusu değil. Bu nedenle buradaki modeli alıp Türkiye’ye götürmek kolay değil. Mümkün de değil. Fakat, pastörizasyon konusunda çalışabiliriz. Hayvan genetiği konusunda işbirliği yapılabilir. Türkiye’nin en önemli sorunlarından birisi hayvan hastalıkları. İkincisi bilgi. Türkiye’de hayvancılık henüz tam olarak bilgiye dayalı, bilinçli yapılmıyor.Bu konuda bilgi birikimi, veterinerlik hizmetleri paylaşılabilir.”

Yeni Zelanda Ülke Müdürü Gökşin Duman, iki ülke arasında iyi bir ilişki olduğunu amaçlarının iki ülke özel firmalarını bir araya getirerek bu ilişkiyi ekonomik olarak katma değere dönüştürmek olduğunu söyledi.

Deneyimlerimizi paylaşmaya hazırız

Yeni Zelanda Temel Sektörler Bakanı Nathan Guy ile bakanlığın Fieldays’deki standında görüştük. Daha önce Gaziler Bakanı olarak Çanakkale’ye gelerek bir konuşma yaptığını belirten Guy şöyle konuştu: “Türkiye ile yaklaşık 100 yıl önce savaştık. Ama ilişkilerimiz her zaman çok güçlü oldu. Bu derin ilişkimizin ekonomik ve ticari alanda da gelişmesini istiyoruz. İki ülke arasındaki ticaret hacmi çok düşük. Bunun artırılması için karşılıklı çalışmamız gerekiyor. Ben 2012 yılında Gaziler Bakanı olarak Çanakkale’ye geldim. Çok duygusal ve etkileyici bir törende konuştum. Yemeği, insanı, kültürünü çok beğendiğim Türkiye’ye tekrar gelmeyi çok isterim. Temel Sektörler Bakanı olarak gelip ekonomik alanda da ilişkilerimizi güçlendirmek istiyorum. Biz ülke olarak işbirliğine hazırız. Tarımda, hayvancılıkta bir şöhretimiz, gücümüz var. Bunu Türkiye ile paylaşmak ve birlikte iş yapmak istiyoruz.”

TÜRKİYE İÇİN ÖNERİLER

1 – Gördüklerimiz, anlatılanlar dikkate alındığında çiftlik ve uygulamaları konusunda iki farklı yapı var. Bu konuda yapılacak çok şey yok. Bizim çiftliklerimizin yapısı daha farklı ve daha modern.

2- Genetik konusunda hem devlet olarak hem de biz Ata Grubu olarak Yeni Zelanda ile yapacağımız çok şey var. Ata Grubu olarak Amasya’da bir besi çiftliği kuruyoruz. Yeni Zelanda’da besicilik konusunda mükemmel bir ortam var. Araştırmalarımızı burada yaptırabiliriz.

3- Süt toplama, kuru maddeye göre, kaliteye göre fiyat uygulaması mükemmel. Sütteki entegrasyon ve süt toplama sistemi örnek alınabilir.

4- Hayvan takip sistemi, süt verimi bilgilerinin tek merkezde toplanmasını içeren çok iyi bir takip sistemi var. Bu sistemde örnek alınabilir.

5- Süt satarken yaşadığımız sıkıntıları aşmak için referans niteliğindeki test merkezi çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. Türkiye’de de bağımsız, özerk bir süt test-analiz merkezinin kurulması şart. Böyle bir merkezin kurulması konusunda biz her türlü desteği vermeye hazırız. Ata Sancak olarak böyle bir çalışmaya sponsor olabiliriz.

6- Türkiye’de inekler sadece sayı bazında takip ediliyor. Burada ise süt verimliliği, tükettiği yem ve diğer değerler bakımından da takip edilen sistemi var. Bu sistemi Türkiye’de de uygulayabiliriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kuluçka 80 - 0,453 saniyede yüklendi.